Anlatım biçimleri, yazarın duygu ve düşüncelerini anlatırken kullanması gereken yöntemlerdir. Açıklayıcı, tartışmacı, betimleyici ve öyküleyici olmak üzere dört anlatım biçimi vardır.
Açıklayıcı Anlatım
Bir konu hakkında bilgi vermek, bir şeyler öğretmek amacıyla kullanılan anlatım biçimine açıklayıcı anlatım denir.
Açıklayıcı anlatımda yazar, kişisel duygularına yer vermeden yalnızca nesnel anlatım kullanır.
Açıklayıcı anlatım; makale, deneme, fıkra, haber yazısı, biyografi, otobiyografi gibi metinlerde daha çok kullanılır.
Örnek
Kulak beş duyu organımızdan biridir. Duyma işlemini yerine getiren organımızdır. Dış dünya ile iletişimimizi sağlama gibi çok önemli bir görevi vardır. Kulak; dış kulak, orta kulak ve iç kulak olmak üzere üç kısma ayrılır...
Tartışmacı Anlatım
Okuyucuyu bir düşünceye inandırmak amacıyla kullanılan anlatım tekniğine tartışmacı anlatım denir.
Tartışmacı anlatımda birbirine zıt iki düşünce ele alınabileceği gibi bir düşüncenin iki yönü de ele alınabilir.
Tartışmacı anlatımın olduğu metinlerde öznellik hakimdir. Genellikle söyleşi (sohbet) türü metinlerinde kullanılır.
Tartışmacı anlatımda yazar, bazen düşüncelerini sanki karşısında okuyucu varmış da onunla konuşuyormuş gibi ortaya koyar. Bu nedenle karşımıza yer yer soru cümleleri ile çıkabilir.
Örnek
Teknolojinin koşulsuz olarak faydalı olduğunu savunanlar var. Ben buna katılmıyorum. Bence son zamanların en önemli sorunlarından biri teknolojinin her zaman olumlu etki bırakacağı düşüncesidir. Teknoloji elbette faydalıdır ancak onun kullanım şekli önemlidir. Sadece eğlenme ve vakit geçirme amaçlı saatlerce kullanıldığı zaman teknoloji zararlı hale gelecektir.
Betimleyici Anlatım
Varlıkların zihinde canlandırılacak şekilde, resim çizer gibi anlatılmasına betimleyici anlatım denir. Başka bir deyişle sözcüklerle resim çizme sanatıdır.
Betimleyici anlatımda sıfatlara bolca yer verilir ve varlığın ayırt edici özelliklerini anlatır. Görme duyusu ön plandadır.
Yer betimlemesinin yanı sıra bir kişinin fiziksel ve ruhsal betimlemesi de yapılabilir.
Olay betimlemesine örnek
Mağaranın ağzında büyük ağabeyim elinde kazma, ortanca kürek, küçük olanı da sönük bir gaz lambası ile beklerdi. Mağaranın içi uzun bir dehlize benzer, etrafta birtakım acayip şeyler varmış gibi görünür, durmadan tepeden damla damlar su sızar, yer daima ıslak olurdu. Ben mağaranın kapısı önünde, bir ayağım içerde, bir ayağım dışarda beklerdim. Güneş ağaçlardaki eriklerin üzerine ışıldardı.
Kişi betimlemesine örnek
Kırış kırış bir yüz… Altmış yılın çizgileri… Askerlikten kalma bir kurşun yarası izi… Çukura kaçmış çakır gözler… Dünyanın kahrına dayanmaya çalışan, gelecekten umudu kalmamış bir adam.
Ruhsal betimlemeye örnek
Derya’nın aceleci bir yapısı vardı, bir işe başladı mı hemen bitirmek isterdi. İşini bitiremediği zaman öfkesi kıpkırmızı yüzünden belli olurdu. Aceleci oluşu belki de sorumluluk duygusunun bir sonucuydu.
Öyküleyici Anlatım
Yaşanmış ya da yaşanması mümkün olan bir olayın; yer, kişi, zaman verilerek anlatılmasıdır. Bu anlatım tekniği; masal, fabl, hikâye, roman gibi olay yazılarında kullanılır. Ayrıca hikaye etme tekniği de denir.
Öyküleyici anlatımda hareket ön plandadır. Olaylar belirli bir zaman akışı içinde verilir. Betimleyici anlatım ile ayrılan noktası budur. Betimleyici anlatım durağandır.
Genellikle betimleyici anlatım ile kullanılır.
Örnek
M.Ö. V. yüzyıl ressamlarından Zeuxis, elinde üzüm tutan bir çocuğun resmini yapmış. Üzümler öylesine gerçeğe benzemiş ki kuşlar gelip yemeğe kalkmışlar. Zeuxis, bundan dolayı övüldüğü zaman, üzülerek: “Çocuğu da gerçeğe uygun yapabilseydim kuşlar ondan korkar üzümleri yemeğe çalışmazlardı.” demiş.